Başörtülü genç kızın melodramı






19 martta gösterime giren Büşra filminin başrol oyuncusu Tayanç Ayaydın: "Artık daha hoşgörülü bir adam oldum"
BUGÜN vizyona giren ve türbanlı Büşra ile Cumhuriyetçi yazar Yaman’ın ilişkisini anlatan ‘Büşra’ filminin oyuncuları Mine Kılıç ve Tayanç Ayaydın, filmin kendilerini daha hoşgörülü yaptığını söylüyor. Kılıç,
“Film boyunca ‘Türbanlılar da öcü değilmiş’ diye hayatıma bir not aldım” derken; Ayaydın, “İçimdeki bir
boşluğu dolduruyorsa, başörtülü bir kadına âşık olurum” diye konuştu.
...
Bahadır Boysal'ın iki yıl önce Leman'da çizmeye başladığı 'Büşra' karakteri beyazperdeye taşındı. 19 Mart'ta vizyona giren 'Büşra', Boysal'ın okuyucusu olan yapımcı Alper Akman'ın önerisiyle hayat buldu. Film, türbanlı Büşra'dan yola çıksa da aslında dört yalnız karakteri anlatıyor.
Üniversiteden yeni mezun olmuş, muhafazakar ve varlıklı bir ailenin türbanlı kızı Büşra ile agresif romanlarıyla tanınan, liberal gazeteci Yaman'ın tüm engellere, ideolojik farklılıklara rağmen önüne geçemedikleri aşkları... Fiyaskoya dönüşen türban defilelerinden gençlerin çılgınca eğlendiği maskeli balolara, İstanbul'un en güzel ve en kirli yerlerine uzanan ve baskının, yalnızlığın sorgulandığı bir dram... Bahadır Boysal'ın 2 yıl önce Leman'da yarattığı Büşra'nın sinemaya yansıyan yüzü, karakterin dergideki halinden biraz farklı. Uçuk kaçık, marjinal bir türbanlı olarak yaratılan 'çizgi' Büşra'yı filmde aşık yüzüyle görüyoruz. Filmin yönetmeni Alper Çağlar ile Bahadır Boysal, senaryoyu birlikte kaleme almışlar. Pek çok deneme çekiminin ardından türbanlı Büşra'yı oynayacak Mine Kılıç bulunmuş. 'Hem çizgi karaktere benzeyecekti hem de türban yakışacaktı' diyor Boysal, deneme çekimlerini anlatırken.
Beş hafta süren çekimler ve montajın ardından film tamamlandı ve görücüye çıkacağı günü bekliyor. 'Hoşgörü olmayan toplumlarda, insanlar yalnızlığa mahkumdur' mesajını veren filmi, başrol oyuncusu Mine Kılıç ve karakteri yaratan Bahadır Boysall olan röpörtaj;

- Büşra karakteri çizgi kahraman olarak ne zaman ortaya çıktı?
Bahadır Boysal: İki yılı geçmiştir. Türban olaylarının konuşulduğu zamanlardı. Ondan önce çizdiğim 'Sanal Simge' diye bir karakter vardı. Büşra, onun türbanlı hali gibi. O da başına buyruk bir kızdı.

- Çizgi karakter olarak nasıl tepkiler alıyordu Büşra?
Bahadır B.: Çizgi karakterler çizilip üzerinden biraz zaman geçtikten sonra algılanıyor. Tepkileri çizdikten bir - iki sene sonra alıyorsunuz. Şimdi iyi kötü yorumlar oluşmaya başladı.

- Film olma sürecinde kafanızda soru işaretleri oldu mu, yola çıkarken neler düşündünüz?
Bahadır B.: Eğlenceli geldi. Yapımcı aynı zamanda okuyucuydu. Yoksa benim aklımda öyle bir şey yoktu. Sonra iş, aldı yürüdü. Üzerinde çok konuştuk ve bir süre sonra çok renkli hale geldi.

- Çekim aşamaları nasıl geçti?
Bahadır B.: Bir sürü insan denedik ama türban herkese yakışmıyormuş. Mine'yi bulduk. Bir de genç bir kızın hikayesi, 30'unda bilindik bir yüzle çalışmak olmazdı. Mine de süreç içerisinde çok emek verdi.

- Çizgi karakterinizi beyazperde izlemek nasıl bir şey?
Bahadır B.: Eksikleri çok olsa da genel olarak filmden gayet memnunum.

TÜRBANLI OYNAMAK BENİ YORDU
- Mine oyunculuk eğitimi aldın mı?
Mine K.: TÜRVAK'tan aldım ama üzerine inşa etmem gerektiğine inanıyorum. Çünkü çok yeterli gelmediğini hissediyorum. Sonrasında bir tiyatro, bir dizi, klip, reklam ve bu film olunca yani hepsinden biraz tadınca baktım ki ben bu dünyanın içerisindeyim. Bu alanda kendimi geliştirmek istiyorum. Yurtdışında eğitim programlarına katılmayı düşünüyorum.

- Canlandıracağın karaktere ilişkin endişelerin oldu mu? 'Büşra'yı dergiden takip ediyor muydun?
Mine Kılıç: Bahadır'ı Leman'dan biliyordum ama tanımıyordum. 'Büşra'yı bilmiyordum. Sürekli okuyucusu değildim. Role ilişkin çekincelerim oldu çünkü gündem sıcaktı. Büşra da çok normal bir kız değil. Ama bir mizah dergisindeki karikatürü hayata geçirince yumuşuyor tonlar. Böylece çekincelerim azaldı.
Bahadır B.: O zamandan bu zamana gerilim de azaldı. Artık türbanlı kız 'pop'laştı.
Mine K.: Leman'daki Büşra ile çektiğimiz Büşra arasında da farklılıklar var.
Bahadır B.: Evet var, ama yapacak bir şey yok.
Mine K.: Filme aktarılan Büşra, hayatın içindeki türbanlılardan uyarlama. Ama Leman'daki gibi bir Büşra'yı ben daha tanımadım! Tanıyacağımı da sanmıyorum.
Bahadır B.: Kağıt üzerinde insan rahat oluyor. Onun gibi bir şey çekmeye niyetlensen de bir ton masraf. Film tuhaf. O yüzden seviyorum. Çatısı bozulmadı. Yönetmenin de çizgi romana yatkın bir nüansı var.


BüÅ�ra filminin fragmanı...


- Oyuncular ters köşe rolleri severler. Bu anlamda şanslı hissediyor musun?
Mine K.: Büşra, kafası karışmış, yolunu arayan bir karakter ama onu canlandırırken içinden çıkamayacağın bir durum yaratmıyor. Kafasındaki türban onu zor bir rol gibi gösteriyor. Biz o örtüyü çok dürtüyoruz, başka imajlar yüklüyoruz ama zorlanmadım.
Bahadır B: Bir de yakışması var. O konuda da çok hassas davrandık. Takınca oturması lazım, aynı zamanda çizdiğim kıza benzemesi lazımdı.

- Türbanın da bir görselliği var yani...
Bahadır B.: Var. Bir kostüm giyiyorsun neticede. Örümcek adam gibi, hakikaten giyiyorsun...
Mine K.: Türban takmak bana çok çileli geldi. Bir buçuk ay onunla gezmek beni yordu. Kafamda baskı hissettim. Bunun elbette bir alışma süresi vardır.

- Büşra'nın filme dönüştüğünü duyan okuyucularınızdan 'Ben de türbanlıyım, keşke beni oynatsaydınız' gibi tepkiler aldınız mı?
Bahadır B.: Gelmez mi, geldi! Alıngan oyuncular da var. 'Ben filmi izlemeyeceğim çünkü hiçbir çizgi romanın uyarlanabileceğini düşünmüyorum' diye küstüler. Ama iç dünyamızın deliliği, tuhaflığı her şeye rağmen filme yansıdı.

SİNEMACILAR KARİKATÜRSİTLERİN PEŞİNDE
- Peki, okuyucuya 'Biz Büşra'dan yola çıkıp başka bir hikaye anlattık' mı demek istiyorsunuz...
Bahadır B.: Dergideki Büşra tek başına. Filmde işin içine aşık olduğu adam giriyor. Ben onu arkası yarın gibi çizemezdim burada. Ama filmdeki tiplerin çoğu, benim işlerden harmanlanmış. Aslında '300 Spartalı' gibi bir şey yapmak isterdim.

- Dergidekilerin tepkisi ne oldu filme?
Bahadır B.: 15 yıldır birlikte olduğumuz için arada konuşuyoruz. Zaten mal meydanda... Diğer başka ağabeyler var, Şafak Sezer'le 'Kutsal Damacana'yı, 'Kolpaçino'yu yazdılar. Bizim tayfaya Cem Yılmaz'dan beri sinemacıların meyli var.

- Türk sinemasında başrolde ilk kez bir türbanlı kadın mı olacak?
Bahadır B.: Evet, bu anlamda bir kapı açtık bence. Fahriye Evcen'in oynayacağı 'Takiye' filmi var. Ama o da tam türbanlı değil.

- Türbanlı genç kesim arasından da oyuncu olmayı isteyen vardır değil mi?
Mine K.: Bana Facebook mesajlarında 'Gerçek hayatta türbanlı mısınız?', 'Oyunculuk hayatınıza nasıl girdi?', 'Nereden başladınız?' gibi sorular geliyor. Olabilir, ben şaşırmam. Onlar da açıldılar artık.

- Hangi taraftasınız diye soruluyor size. Büşra'yı çiziyorsunuz; dalga mı geçiyor yoksa böyle de tipler var, bunu mu gösteriyor deniliyor...
Bahadır B.: Ekipte herkes aynı fikirde değil. Yönetmen başka, ben bambaşka... Ortaya çıkan malzemeyi de bekleyip göreceğiz. Ben sempatik bulunacağını düşünüyorum. Bu ülkede yaşayan insanlar var.
Mine K.: Kim ne gözle görmek isterse onu görür.

- Aynı zamanda senin İmam Hatip Lisesi mezunu olduğun yazıyor internette...
Bahadır B.: Onu yıllardır derler ama yok öyle bir şey. Nereden çıktı anlamıyorum.



KARİKATÜR KİTABI DA ÇIKIYOR
- Büşra kentli türbanlı figürü diyorsunuz. Ne demek bu? Kotun altına Converse giyen türbanlıları mı kast ediyorsunuz?
Bahadır B.: Onlar iki yıl önce yoktu ama şimdi var. Sanatçısın önden görüyorsun, en fazla budur.

- Büşra'nın bir devam filmi olacak mı?
Bahadır B.: Çok fazla dizi teklifi geldi. Ama bir devam filmi olmaz. Dergideki karakterden uyarlama çizgi roman kitabımız da piyasaya çıkacak.


- Bahadır, sen yankesiciyi oynuyorsunuz değil mi?
Mine K.: Hepimizden iyi oynadı.
Bahadır B.: Aslında başıma gelen bir şeyi oynadım.

- Sizce nasıl bir film oldu?
Bahadır B.: Bir dram değil eğlenceli bir film. Absürt ve tuhaf... İnsanın içini kurutmuyor. Kült bir havası var. Büşra'nın inancını seven aşkını da sever. Ve filmin tüm günahlarını affeder. Biraz pembe dizi havası var. Anadolu önyargısız yaklaşabilir. İstanbul'a bir şeyi beğendirmek hep zordur ya...

Büşra'yı sadece Leman'da çizebilirdim
Bahadır Boysal, 'Peki, siz film nasıl algılansın istiyorsunuz?' sorusuna şöyle yanıt veriyor: '15 yıldır bu camiadayım kimseden aferin almaya ihtiyacım yok. Ama bir film yapıyorsunuz gençler izlesin, Anadolu insanı sevsin isterim. Çizgi roman uyarlaması olduğu için değişik bir film oldu. Açıkçası bundan sonra tepkileri merak ediyorum. Sezen Aksu şarkıları gibi... Dinlersin ve 'Ne bu' dersin. Yavaş yavaş içine işler ya. Öyle olacak gibi geliyor.'
Peki ona göre diğer mizah dergilerinde Büşra filmi işlenir mi? Bu soruya yanıtı da gecikmiyor: 'İşlenmez. Algılayışlar çok farklı. Ben Büşra'yı sadece Leman'da çizebilirdim, bunu net olarak söyleyebilirim. Kimyaları farklı dergilerimizin. Onlar kötü, biz iyiyiz gibi söylemiyorum. Leman medresesi, Cem Yılmaz'ların çıktığı bir okul. Sofistike bir tarafı var.'
...
Ayrıca Ahmet Hakan'ın film hakkında ki köşe yazısı;

BİR çeşit “türbanlı” yok, bin çeşit “türbanlı” var...

Şöyle ki:

“Aile zoru” ile türban takan da var, “Allah rızası” için takan da...

“İstemeyerek” türban takan da var, türbanını çıkarmamak için her şeyini feda etmeye hazır olan da...

Saçının tek telini göstermeyen de var, saçının bazı tellerini göstermekte sakınca görmeyen de...

Başını örtüp aşırı süslenen de var, hiç süslenmeyen de...

Erkeklerle sadece nikâhlandıktan sonra konuşan da var, Erenler’de nargile içip erkek arkadaşlarıyla şiir tartışması yapan da...

Direnen de var, direnmeyen de...

Geleneksel bir alışkanlıkla başını örten de var, bilinçlendikten sonra örten de...

“Bohem” türbanlı da var, “tiki” türbanlı da...

Hiç kitap okumayıp kendini dünya hayatına kaptıran türbanlı da var, kitapları yalayıp yutmuş “entel” türbanlı da...

Başka hayatlara acayip meraklı türbanlı da var, başka hayatlara acayip kapalı türbanlı da...

“Büşra” filmindeki “türbanlı kız”, bin çeşit türbanlıdan sadece biridir.

Dolayısıyla “Büşra”yı, “Türbanlı kızları anlatan film” diye seyretmek yerine “Türbanlılar içinden bir türbanlıyı anlatan film” diye seyretmek gerekir.

Ancak böyle seyrederseniz, “Bu nasıl türbanlı yahu!” meselesini bir tarafa bırakıp filmin derinliklerine sirayet edebilirsiniz.




Bazı filmler hayattan referans alır.Bu film içinde elbette bir önyargı var fakat bu önyargı zaten hayatın içinde birbirimize karşı beslediğimiz önyargılar. Birebir ölçekte bir film olmamış elbette ama çok da afaki,hayali bir film değil.

3 yorum:

Tayfun しるし dedi ki...

Reyyan H.g yazın farklı olmuş ...filmi izliyemediğim için yorum yapamıyacağım ama farklı ve güzel bir yazı olmuş..

zeynep dedi ki...

Ben filmi izledim.
fikirlerimi de biliyorsun.
Öyle çok ahımlı şahımlı bir film değil ama çıkarılması gereken dersler var ve bu kişiye göre değişir.
yinede güzel bir yazı olmuş ellerine sağlık.
unutmadan belirteyim. evet reyyan hoş geldin ;)

Adsız dedi ki...

Filmde anlatılanlar başörtülüleri aşağılamızor bazılarının öne sürdükleri gibi, aksine tamamen gerçek, çünki başörtülü kızlar da aşık oluyorlar... Her gün değişen toplumumuzda başörtülü olup aşık olmak ve sevgilisi olmak olağan ve bence yadırganmamalı. en nihayetinde onlar da kadın, bunu unutmamamk lazım!

Yorum Gönder

 

Çekmece Notları Design by Blogger Modifiye © 2009