Sana yazsam okuyabilecek misin?
Zihnin, binlercesiyle doluyken, benim sesimi içine alabilecek bir sessizlikte, bir an olsun durabilecek mi?
İçimi görebilecek misin?
Sana eksik olduğunu sürekli hatırlatan ama eksiğinin aslında ne olduğunu unutturan bu sahte cümbüşün ortasında, sahici bir ses ayırt edebilecek misin?
Bazen o kadar derinden gelirken sesin, niye sonra yüzeye çıkıyorsun?
Bazen o kadar derinden gelirken sesin, niye sonra yüzeye çıkıyorsun?
Uzak kalıyorsun, küçük, cılız kalıyorsun.
Belki korkuyorsun.
Benden mi?
Ya da diğerlerinden mi?
Burada benimle olanın 'adı' yok biliyorsun.
Üstüne düşecek çiy tanesinin soğukluğundan sorumluyum,
Üstüne düşecek çiy tanesinin soğukluğundan sorumluyum,
bakışının kırılmasından, dudaklarına değen parmak uçlarından sorumluyum.
Sense hâlâ tarifler yapıyorsun.
Yapmasan keşke.
Yapmasan...
Bense gülüyorum, acıyla gülümsüyorum.
Fark eder mi ki kim kime aşık?
Fark eder mi ki kim kime aşık?
Kim kime dolaşık?
Bu karmakarışık sarmaşık...
Kökü bende, dalları sende, suyu bende, yaprakları sende...
İstersen kesersin bıçak gibi bir sözünle...
Bu karmakarışık sarmaşık...
Kökü bende, dalları sende, suyu bende, yaprakları sende...
İstersen kesersin bıçak gibi bir sözünle...
Cem Mumcu









